Menu
Alışveriş Sepeti

Kolajen

Ciltteki En Önemli Enzim, KOLAJEN

Kolajen; insan ve hayvanlarda bulunan bağ dokunun ana protein maddesidir. Vücuttaki protein miktarının %25-30’unu teşkil eden çok önemli bir yapıtaşıdır. Kolajenin moleküler yapısı bilim adamları tarafından uzun zamandır araştırılmaktadır. Moleküler düzeyde düzenli yapıtaşı olarak 1930’u yıllarda keşfedilen kolajen peptide zinciri birçok nobel ödüllü bilim adamı tarafından incelenmiştir. Vücutta bulunan kolajenin %90’ı Tip I,II,III ve IV dür.

 Kolajen Tipleri aşağıdaki şekilde sınıflandırılır

     .Collagen I: cilt, tendonlar, vasküler yapı, ligatür, organlar, kemik (kemiğin ana maddesidir)
     .Collagen II: kıkırdak (kıkırdağın ana maddesidir
     .Collagen III: ağsı fiber (ağsı fiberlerin ana maddesidir),  genelde tip I ile birlikte bulunur
     .Collagen IV: hücre temel zarında bulunur
     .Collagen V: Hücre yüzeyi, saç ve plasentada bulunur

Vücudumuzdaki tüm proteinlerin ¼’ü kolajen’dir. Kolajen, moleküler telleri şekillendirerek, tendonları ve boşlukları güçlendiren, cildin ve iç organların esnekliğini sağlayan ana yapısal proteindir.
 
Kolajen aynı zamanda kasların oluşumunda çok önemlidir. Kas bağlarının %1-2 si kolajenden oluşur ve bu da kas ağırlığının %6’sına tekabül eder. Jelatin olarak da adlandırılan hidrolize kolajen gıdalarda ya da besin takviyelerinde de bulunur.

Kolajenle ilgili rahatsızlıklar başlıca genetik yapıdan ve gıda yoluyla alınan kolajen eksikliğinden kaynaklanmaktadır.

Güzellik elbette her insanın ulaşmak istediği bir noktadır. Güzellik denince akla gelen en önemli şey cilt güzelliğidir. Asırlardır gelişen ve değişen cilt bakımı uygulamaları son yüzyılda yerini kozmetik uygulamalara bıraksa da, güzelleşmek için tarihin sunmuş olduğu en eski ve en doğal reçeteleri kullanmak bugun herkesin ilgi odağı. Tarihte rastlanan en eski cilt bakımı izleri MÖ 4. yüzyılda Çin ve Mısır uygarlıklarında kullanılan reçetelerde görülmektedir. Bu reçeteler tamamen doğal içerikli güzellik ve cilt bakım ürünlerini ön plana çıkarmaktadır. 
Cilt için en uygun bitkisel içeriği ve doğal mineralleri tecrübe ile öğrenen insanoğlu artık cildiyle daha barışık. Cilt güzelliği için kullanılan birçok bitki mevcut fakat en etkilileri olarak jojoba yağı, kayısı yağı, yosun, deniz tuzu, kil, shea yağı, aloe vera yağı, ginkgo biloba, badem yağı,  havuç yağı, kakao, ginseng, üzüm çekirdeği yağı, bal, salatalık olarak sıralanabilir.
Nemlendirici ve cilde yumuşak bir dokunuş hissi kazandıran yağlar: Jojoba, Badem, Aloe Vera, Hindistan Cevizi
Cildi Besleyen Bitkiler ve Hayvansal Ürünler: Kayısı, Salatalık, Zeytinyağı, Yumurta, Kakao, Badem, Aloe Vera, Bal, Süt
Anti-Selülit (Dolaşım Hızlandıran Bitkiler ve Mineraller: Yosun, Ginkgo Biloba, Ginseng, Üzüm Çekirdeği Yağıveya Ekstresi, Deniz Tuzu, Kil, Portakal Yağı, Ceviz Kabugu, At Kestanesi
Bu içerik maddeleri doğrudan cilde sürülerek veya ağız yoluyla alınmalarının yanısıra, birçok masaj yağı, maske ve karışımın içerisinde de boy göstermektedirler. 

Sizin için seçtiğimiz, bugüne kadar yapılmış en etkili karışımlardan bir kısmı şöyle:


Cilt Bakım Maskesi :  Bir yemek kaşık bal ve zeytinyağı ve bir yemek kaşığı ince kıyılmış naneyi alın.Hepsini bir güzel karıştırın.Daha sonra sürün ve kuruyunca da çıkarın. Yorgun cildinize iyi gelecektir.


Yüz bakım maskesi : Biraz yulaf unu, bir tatlı kaşık badem yağı, bir tatlı kaşığı aloe vera yağı, bir yumurta alın ve hepsini macun yaparak karıştırın ve yüze sürün.On beş dakika sonra soğuk suyla yıkayın.
Cilt Bakım Maskesi : Bir yumurta beyazı ve bir yemek kaşığı yulaf ununu alın. Birkaç damlada limon yağı ve jojoba yağı katın.Hepsini karıştırdıktan sonra sürün ve yirmi dakika sonra yıkayın.

Cildinizin beslenmesinin yanında onu canlandıracak olan cilt maskeleri, yüzünüzün daha genç görünmesini ve kan dolaşımının da hızlanmasıyla dokulara ulaşmasını sağlarlar… Bu maskelerin çoğunda su oranı yüksektir.Maskeyi cildinize uyguladığınız anda uçmasını, rahatlamasını ve gözeneklerin büzülmesini sağlarlar.Maskeyi çıkarttığınız anda kan damarları açılır ve cilde daha bol kan gideceği içinde cildiniz düzelir ve gözeneklerde kapanır. Cildiniz daha güzel bir görünüm alır.Yapmış olduğunu maskeler geçici olsa da yinede yüzünüzü canlandırmış ve cildinizi de çalıştırmış olursunuz.
Güzel olmak için önce cilt bakımı yapmalısınız.Cildinize iyi davranmalısınız.Her gün kendinize birkaç dakika ayırarak neler olacağını gözlemleyebilirsiniz.
Çatlaklar, cildin aşırı gerilmesi sonucu derideki elastik dokunun kırılması ile oluşuyor. Başlangıçta kırmızı ile mor arası bir renkte olan büyüklü, küçüklü bu çizikler zamanla sedefli beyaz bir renge dönüşüyor. En çok, karın, kalça, baldırlar ve göğüslerde görülen çatlakların oluşumuna önemli kilo değişimleri, hamilelik gibi durumlar neden oluyor. Peki, bu çatlaklar neden her hamile kadında ya da her kilo alıp-vermiş kadında görünmüyor? İşte bu konuda pek eşit değiliz. Cilt yapımız çatlakların oluşma olasılığında çok etkili; kimi ciltler diğerlerine göre daha dayanıksız olabiliyor. Örneğin, çok açık renkli ciltler çatlak oluşumuna daha yatkın.
Cilt, üst üste sıralanmış 3 katmandan oluşmaktadır: Epiderm, derm ve hipoderm. Derm, gerçek bir yorganı andırır. İçerdiği lifler sayesinde, cildin temel çatısını oluşturur. Demet şeklindeki kollajen lifleri, cildin dayanıklılığını, diriliğini ve yapısal bütünlüğünü sağlar. Daha ince olan elastin lifleri, kollajen lifleriyle birlikte gerçek bir ağ oluşturur ve cildin elastikiyetinde önemli bir rol oynar. Eğer kollajen ağları düzensizleşir ve elastik lifler koparsa, cildi sıkılaştıran tüm yapı yıkılır ve cilt, yaraya benzer çizgili bir hal alır, cilt çatlakları oluşur.


Çatlaklara engel olunabilir mi?

Çatlaklara engel olabilmek için karın, göğüs ve bacakları esnemeye alıştırmak gerekir. Çeşitli losyon ve yağlar cildin esnemesine yardımcı olabilir. Ayrıca bu bölgelere masaj yapılması kan dolaşımını hızlandıracağından çatlaklara karşı koruyucu olacaktır. Cildinizi hafifçe kızarıncaya kadar minik uyarıcı çimdiklerle yoğurabilirsiniz. Buna ek olarak masaj, soğuk – sıcak su ile şok duşu ve düzenli egzersiz yapmak cilt ve kasların oksijenle beslenmesi ve hücrelerin güçlenmesi açısından önemlidir. Güçlü hücreler çatlamazlar. Ayrıca dengeli beslenmek ve bol su içmek de cildin sağlıklı bir yapıya sahip olmasında ve kendini korumasında önemli bir faktördür.


Herkeste çatlak görülür mü?

Hayır. Çünkü çatlakların oluşumunda kalıtımın da rolü vardır. Dokuları zayıf olanlarda, kilo alıp verme sırasında bu çatlaklara daha sık rastlanır. Açık tenli kişilerde de esmer olanlara kıyasla daha çok çatlama görülür. Çatlakların önlenmesinde kiloyu korumanın ve bakımın büyük etkisi vardır.


Çizgiler belirdikten sonra ne yapılabilir?

Ciltteki çatlamalara engel olan her türlü önlem, oluşan izlerin de aynı şekilde solmasına yardımcı olur. Ancak tam anlamıyla kaybolmaları imkansızdır. Özellikle hamilelik döneminde vücudun hızla büyüyen bölgelerini cilt bakım kremleriyle beslemek hem cildi dinlendirecektir, hem de çatlakların oluşmasını engellemede yardımcı olacaktır. Çatlakların oluştuğu bölgelerde cildi germeye yönelik tedavi ve bakımlar da çizgilerin belirginliğini kaybetmelerine yardımcı olur.
Korunmak için neler yapmalı?
Ne yazık ki, oluşan çatlakları yok edecek mucize bir reçete yok; kalıcılar. Ama, oluşumlarını ısrarlı bir bakımla engellemek mümkün. İşte tavsiyelerim:
* Cildinizi her gün bir kremle nemlendirin. Kremler hem çatlamaya karşı cilde gereksinim duyduğu suyu verecek, hem de cildin esneme kapasitesini artıracaktır.
* Bol, bol su için.
* A, E ve C vitaminleri yönünden zengin yiyeceklerle beslenin.
* Spor yapın.
* Kısa süreler içinde kilo alıp vermemeye çalışın.
* Hamileyseniz, kilonuzu doktorunuzun önerdiği sınırlar içinde tutmaya özen gösterin.
* Çatlakların tedavisi daha erken dönemlerde iken bir dereceye kadar mümkün olduğundan bu dönemleri kaçırmadan uzman dermatoloğunuzla görüşmeniz daha doğru olacaktır, ancak çok ileri aşamalardaki çatlaklar yani beyaz renkte ve dikey çatlakların ne yazık ki daha çok etkin bir tedavi şekilleri bulunamamıştır, mekanik dermabrazyon, kriyoterapy veya lazer tedavi sonuçları ise hala o kadar yüz güldürücü değildir, ancak bazen bir dereceye kadar bölgedeki yoğunluk ve belirginliği kaybettirebilir. Yapılan tedavi sonuçlarının sizi hayal kırıklığına uğratmamak için tabi ki doğru kişilere başvurmanız lazım.
Hamilelik döneminde daha sık rastlanır!
İnsan cildi çok esnektir. Ancak cilt kendi kapasitesinin üzerinde esnerse, o zaman cilt altındaki kolajen lifler yırtılır. Cilt çatlakları özellikle genç kızlarda buluğ çağında, vücutları aniden kadınsı değişimler gösterdiğinde ve aynı şekilde vücut geliştirme sporu yapan erkeklerde görülür. Cildin alt dokusunun yırtıldığı yerde kırmızı – mavimsi çizgiler oluşur. Bu çizgilerin oluşmasına en uygun yer; karındır. Bu çatlakların göğüs ve bacaklarda görülme olasılığı da oldukça yüksektir. Aşırı kilo alımı bu çatlakların en önemli sebeplerindendir. Özellikle hamilelik döneminde bu tip çatlaklara daha sık rastlanır. Göğüslerde süt toplanması, göğüslerin büyümesine ve ağırlaşmasına yol açarken, göğüs kenarlarında da çatlamalar görülebilir. İlk başlarda belirgin olan bu çizgiler zaman içinde solar, gümüş beyazımsı bir renk alır. Ancak kişi eski kilosuna dönse bile bu çizgiler hiçbir zaman tam anlamıyla kaybolmaz. Hamilelik döneminde ciltte gerilme olan bölgeleri koruyucu ürünlerle nemlendirmek ve esnemeye hazırlamak çatlaklara karşı etkili bir önlem olabilir.
Hamilelik döneminde uygulayacağınız doğru bakımlar çatlakların sayısını minimalize etmenizi ve daha sonra bu konuda çok fazla çaba serf etmemenizi sağlayacaktır. Kozmetik ürünlerin doğru seçimi ve hamilelik süresince düzenli bir şekilde uygulayacağınız bu ürünler sayesinde çatlakları oluşabilecek minimal dereceye indirmek mümkün, tabi bu doğru karar ancak doğru bir fizik muayene ve cilt tipi tespit edildikten sonra yapılır.


Çatlakların tıbbi tedavilerinde hangi yöntemler uygulanıyor?

Çatlakları yüzde 100 geçirecek herhangi bir yöntemin olmaması ile birlikte en çok kullanılan yöntemler lazer ve karboksiterapi yöntemleridir, lazer için ayda bir ortalama 3-5 seanstan sonra çatlaklarda yüzde 60, yüzde 100 başarı elde edebilirken, karboksiterapi yöntemleri sayesinde ortalama 8- 10 seanslık uygulamalardan sonra hem cilt kalitesinde genel düzelme ve toparlanma ve hem çatlaklarda yine yüzde 60- yüzde 100 başarı elde edilebilir.
 
Yüzünüzde siyah noktalar var. Eğer tırnakla sıkarak kurtulmayı düşünüyorsanız büyük hata ediyorsunuz. İşte siyah noktalardan kurtulmak için öneri ve yöntemler.
Sivilce veya tıbbî adıyla akne, gençlerin ergenlik döneminde yaşadığı en büyük problemlerden biridir.
En sık rastlanılan cilt problemlerinden biri olan sivilce, âdeta gençlerin korkulu rüyasıdır. En çok yanaklarda, alında ve sırtta oluşan akne, yağ bezlerinin bir hastalığıdır. 
Sivilcenin temiz olmayan bir cildin göstergesi olduğunu belirten uzmanlar, cilt temizliğinin önemine dikkat çekiyor.
Dermatolog Yasemin Fatih, siyah noktaların cilt altında oluşan yağ ve kirin sembolü olduğunu ifade ediyor. Sivilcenin ergenlik döneminin kaçınılmaz bir sonucu olarak görüldüğünü belirten Fatih, cilt temizliğiyle bu sorunun önüne geçilebileceğini aktarıyor. Siyah noktaların mutlaka temizlenmesi gerektiğini vurgulayan Fatih, “Siyah noktalar daha sonra oluşacak sivilcenin habercisidir. Yani siyah nokta yoksa sivilce de yoktur.” diye konuşuyor.
Özellikle sivilceleşmeye meyilli ciltlerin tonik yardımı ile günlük olarak temizlenmesi gerektiğini aktaran Fatih, yüzünde siyah nokta olanların buhar banyosu yapması gerektiğini söylüyor. Siyah noktaların kesinlikle tırnakla sıkılmaması gerektiğini belirten Fatih, ciltlerinde siyah noktası olan kişilerin yüzlerini on dakika havlu altında buhar banyosu yaptırmasının yararlı olacağını bildiriyor.
Banyonun ardından siyah noktaların el değmeden kulak temizleyicisiyle temizlenmesinin daha doğru olduğunu anlatan dermatolog Fatih, cilt üzerinde çok sayıda siyah nokta bulunması halinde mutlaka bir uzmana danışılması gerektiğini vurguluyor.
Sivilce oluşumunun doğru bir bakımla büyük oranda önüne geçilebileceğini ifade eden dermatolog Yasemin Fatih sözlerine şöyle devam ediyor: “Sivilceler cildin yağ bezlerinin bir hastalığıdır. Yağ bezlerinin cilde açılan kanalları tıkandığında sivilceler ortaya çıkar.
Yağ bezleri, sebum adı verilen bir madde salgılarlar. Ergenlik döneminde sebum salgısı artar ve ciltteki gözenekleri tıkar. Gözeneklerin tıkanması, sivilce oluşumunun ilk aşamasıdır.” Bu aşamadan sonra gözeneklerin genişleyerek siyah noktaları oluşturduğunu ifade eden Fatih, bu alanlara kir, sabun ve makyaj artıkları, yağ ve ölü hücrelerin birikerek sivilceyi oluşturduğunu açıklıyor. Dermatolog Fatih, bu yüzden sivilce problemi olan kişilerin akne problemini daha az yaşaması için her gece yastığını değiştirmesi gerektiğini anlatıyor


Akne konusunda bilinmesi gerekenler

Akneli ciltlerde pH dengesi bozulduğu için mutlaka cilde en uygun olan pH 5,5 temizleyicilerin kullanılması gerekiyor.
Sabun şeklindeki temizleyiciler, siyah noktaların oluşumunu arttırır. Bu yüzden jel kıvamındaki ürünler kullanılmalıdır.
Kaşınan veya sıkılan sivilceler ciltte kalıcı izler bırakabilir.
Yüzlerinde akne olan erkekler jilet yerine elektrikli tıraş makinesi kullanmalıdır.
Akneli cilde, yüz yıkandıktan hemen sonra nemlendirici kesinlikle sürülmemelidir.

Doğal Yaşamı Sevdiklerinle Paylaş...